Mezopotamya Mitolojisi



Mezopotamya Mitolojisi


Sümerlerin dini Evrendeki güç, nesne ve varlıkları temsil eden antropomorfik tanrı ve tanrıçalar içerirdi. Sümerlerin inanışına göre insanlar başta tanrılar tarafından hizmetçi, köle olarak yaratılmış fakat daha sonra özgürleştirilmiştirler.
Sümer dini ve onu takip eden diğer dinlerde yer bulan çeşitli anlatılara daha sonraları ortaya çıkmış Orta Doğu kökenli dinlerde de rastlanılır. İncil ve Kur'an'da yer alan tufan anlatısı buna örnek olarak verilebilir.
Sümer kökenli tanrı ve tanrıçalar daha sonra gelen Mezopotamya dinlerince benimsenmiştir. Kuşkusuz bu sadece dini ve mitolojik anlamda gerçekleşmemiştir; Sümer kültür ve yaşayış tarzı da aynı din ve mitoloji gibi daha sonra iktidara gelen Akad, Asur ve Babillilerce benimsenmiştir. Ayrıca farklı kültürlerin din ve mitolojilerinde de bazı benzerliklere rastlanır: Yunan mitolojisi ve Anadolu mitolojisi gibi. Mezopotamya mitolojisi Sümer temelli olmakla beraber Mezopotamya'nın aldığı sürekli ve yoğun göç ile birçok farklı kavmin inanç ve kültüründen etkilenmiştir.


Tanrılar

Mezopotamya'da ilk yerleşim birimlerinden beri kent-kültürü büyük bir öneme sahip olmuştur. Çoğunlukla bir önemli tanrının tapınağı bir kentte olurdu ve o kent o tanrıya tapımın ana merkezi olurdu. Bu kentlerin içinde en çok öne çıkanı Nippur olmuştur, zira Nippur'da ana tapınağı bulunan tanrı Enlil'dir ki Enlil erken dönem hariç, farklı hanedanlar boyunca Mezopotamya'nın baş tanrısı olarak tapınılmış bir tanrıdır. Kentler ve sahip oldukları tapınaklar olarak şunlar belirtilebilir:

• An, Cennetin tanrısı. Erken dönemde baş tanrıdır, daha sonra yerine Enlil baş tanrı olarak tapınılır. Pan-Mezopotamyalı olarak tanımlanabilecek An, Mezopotamya'nın her yerinde ve her dönem tapılırdı. Uruk kentinde, E'anna tapınağı vardı.

• Enlil, hava ve fırtınaların tanrısı. Mezopotamya mitolojisinin baş figürlerinden olan Enlil, Pan-Mezopotamyalı sayılır, uzun süre Mezopotamya'nın baş tanrısı olmuştur. E'kur isimli tapınağı Nippur kentinde bulunurdu bu nedenle Nippur uzun süre Mezopotamya'nın dini başkenti olmuştur.

• Enki, su ve toprak tanrısı, Pan-Mezopotamyalı sayılır. E'abzu isimli tapınağı, Eridu'da bulunurdu.

• Ki veya Ninhursag, dünyanın tanrıçasıydı. Eridu'da E'saggila tapınağı bulunurdu. Sümer kökenlidir.

• Aşur, Asur'un baş tanrısıdır. Bir tür hava tanrısı olan Aşur yine Asur kökenlidir, tapınağı Asshur kentinde bulunurdu.

• Ninlil, Sümer yaratıcı tanrıça. Nippur'daki E'kur tapınağı.
• Inanna, Sümer aşk ve savaş tanrıçası. Uruk'taki E'anna tapınağı.
• Marduk, Babil'in baş tanrısı. Babil'deki E'saggila tapınağı.
• Nanna (Sümer) veya Sin (Babil), ay tanrısı, E'hursag tapınağı, Ur.
• Utu (Sümer) veya Şamaş (Babil), güneş tanrısı, E'barbara tapınağı, Sippar.
• Ninurta, Sümer kökenli ve Pan-Mezopotamyalı olmuş bir tanrıdır. Nippur'un tanrısı olsa da Lagaş da kült merkezlerindendi.



ADAPA

Adapa, Mezopotamya mitolojisinde yaratılmış ilk insan. Adapa antik bir Sümer kralıdır, Sümer'in krallar listesinde ulusun ilk lideri olarak geçer. Farklı biçimlerinde Oanes ve Alulim olarak da anıldığı olmuştur. Akadca'da ismi adam, erkek insan anlamına gelir. Âdem ile ilişkilendirilebilir.
Antik Eidug (Eridu) şehrinin kralıydı. Enki (Ea) tarafından yaratıldığına inanılırdı, bir bakıma Enki'nin oğlu olarak düşünülmüştür. Yarı faniydi ama ölümsüzlerin kuvvetine sahipti. Evrenin tüm bilgisinin üçte birine sahip olduğu, bu bilginin ona Enki tarafından öğretildiğine inanılırdı. İnsanlığa dili öğretenin Adapa olduğuna inanılır.
Kral olarak görevlerinin yanı sıra bir rahip ve üfürükçüydü1. Öldükten sonra apkallu`dan (yedi büyük bilge) olmuştur.

Adapa mitinin öyküsü
Mite göre Adapa tanrısal soydan gelen bir fanidir. Balıkçı teknesini devirdiği gerekçesiyle Güney Rüzgarı`nın kanatlarını kırınca Anu'nun (Cennetin ve tanrıların tanrısı) önünde hesaba çekilmesi gerekir. Enki (Ea), onun hami tanrısı, cennetteyken yeyip içmemesi gerektiği konusunda onu uyarır. Bu aslında bir aldatmadır, böylece Adapa'nın ölümsüz olma şansını elinden almıştır.
Bu mite göre ise insanların ölümlü oluşu Adapa'nın aptallığından kaynaklıdır. Ea, oğluna bilgelik vermiş, ama ölümsüz yaşamı vermemiştir. Bir gün Adapa'nın önüne ölümsüzlüğü elde etme şansı çıkar, ancak Adapa reddeder. Tanrı Anum'un huzuruna çağrılır. Ea, orada ölüm için yiyecek ve içecek verileceğini, onlardan tatmamasını haber verir önceden. Hüküm verileceği gün, öteki tanrılar onu tutarlar ve yumuşayan Anum, ölümsüzlük yiyecek ve içeceğini getirtir. Adapa bunları da almak istemez. Anum, şaşırıp nedenini sorar. Adapa şöyle yanıtlar: "Bir başkası yemeyeceksin, içmeyeceksin, dedi". Anum, buna bakıp Adapa'nın yeryüzüne atılmasını emreder.


ANNUNA
Anunnaki veya Anunnaku bir grup Sümer ve Akad mitolojik tanrılarıdır. Bazı durumlarda Büyük 50 Tanrı Annuna ve Igigi ile çakışır.
İsim bazen "da-nuna", "da-nuna-ke4-ne", veya "da-nun-na" olarak yazılır ki bu bir tür 'kraliyet kanından olanlar' gibi bir anlama gelir

Annuna Sümer mitolojisindeki 50 büyük tanrıdır. Genel olarak bu tanrıların bölgeleri yeraltı dünyası yani ahiret/cehennemdir. Bazıları belli kentlerle ilgilidir. Akadların Anunnaki'sine benzerler.
Annuna'dan bazıları:
• Ashnan: Tahılların tanrıçası.
• Enbilulu: Fırat ve Dicle nehirlerinden sorumlu tanrı.
• Enkimdu: Su kanallarından sorumlu tanrı.
• Ereshkigal: Yeraltı dünyasının kraliçesi.
• İşkur: Rüzgarların tanrısı.
• Lahar: Sığır tanrrçası.
• Nanshe: Fakir, dul ve yetimlerin tanrıçası.
• Nidaba: Yazmanın tanrıçası.
• Ningal: Yüce tanrıça, Ay-tanrı Nanna'nın karısı.
• Nusku: Işık ve ateş tanrısı.
• Uttu: Dokuma ve giyimin tanrıçası.


ANUNNAKI
Anunnaki veya Anunnaku bir grup Sümer ve Akad mitolojik tanrılarıdır. Bazı durumlarda Büyük 50 Tanrı Annuna ve Igigi ile çakışır.
İsim bazen "da-nuna", "da-nuna-ke4-ne", veya "da-nun-na" olarak yazılır ki bu bir tür 'kraliyet kanından olanlar' gibi bir anlama geli

APSU
Apsû (abzu veya engur olarak da bilinir) Sümer ve Akad mitolojisindeki yeraltı tatlı su okyanusuna verilen isimdir. Göller, pınarlar, nehirler, kuyular ve diğer tatlı su kaynaklarının suyu apsû`dan çektiğine (aldığına) inanılırdı.
İnsanoğlu yaratılmadan önce Sümer tanrısı Enki'nin (Akad'da Ea) apsû`da yaşadığına inanılırdı. Karısı Damgalnuna, annesi Nammu ve uşakvari bir yaratık türünün de apsû`da yaşadığına inanılırdı.
Eridu'da Enki'nin tapınağı E-abzu ("abzu tapınağı") olarak bilinirdi. Babil ve Asur tapınak avlularında bulunan belirli kutsal su depolarına da apsû veya abzu denirdi. Bazılarına göre bu böylece İslam camilerindeki yıkama havuzlarının veya Hristiyan kiliselerindeki vaftiz pınarlarının öncüsüdür.

BABIL
Babil Mitolojisi, Babil Mitosları veya Babilonya Mitosları. Genel olarak Sümer ve Asur Mitoslarıyla benzerlik gösterir. Yazılı bulunan metinlerin çoğu Asurlu yazmanlarca yazılmış olup, Asur Kralı Asurbaniphal'in kitaplığından gelmedir. Asur'da karşılaşılan tüm tanrılara Babilonyada da tapılmıştır. 8 temel mitostan bahsedilebilir.
• İştar'ın Ölüler Dünyasına İnişi
• Babilonya Yaratılış Mitosu
• Babilonya Tufan Mitosu
• Babilonya Gılgamış Destanı
• Adapa Mitosu
• Etana ile Kartal Mitosu
• Zu Mitosu
• Kurtçuk ve Diş Ağrısı


BEL

"Lord/Tanrı" veya "Efendi" anlamlarına gelen Bel, bir isimden çok unvandı. Babil dinindeki çeşitli tanrılara verilirdi. Dişil şekli Belit yani "Hanım/Tanrıça, Sahibe". Dilsel olarak kuzeybatı Semitik'teki Ba'al ile akraba olan Bel sözcüğün bir doğu Semitik şeklidir. Bu iki sözcük eşanlamlıdır.

ENKIDU
Enkidu, Sümer mitolojisinde bir karakter. Hayvanlar tarafından büyütülmüş mitik, vahşi bir insandır. Zengin yosması olan Şamhat tarafından canavarsı yönleri ehlileştirilmiştir. Enkidu Gılgamış Destanı'nın önemli karakterlerindendir ve yine bu destanda ölür.
MAMITU
Mamitu, ilk dönemlerde, Akad ve Sümer mitolojisinde yemin, ant içme tanrıçasıdır. Daha sonraki dönemlerde, yeni doğan bebeklerin kaderlerine karar veren bir tür kader tanrıçası ve öteki dünyadaki yargıçlardan biridir. Mammitu, Mammetum gibi yazılışları da mevcuttur. Bazı kaynaklarda Nergal'in eşi olarak geçer.

MARDUK
Marduk (Akadça'daki Sümerce yazılışı AMAR.UTU (güneşsel dana), İncil'de Merodach), antik Mezopotamya'daki geç dönem tanrılarından birinin adı. Babil şehrinin baş tanrısıydı; Hammurabi zamanında Babil, Fırat vadisinin politik merkezi olduğunda, Babil panteonunun başı olarak Marduk'a tapınılmaya başlanmıştır. Babil yaratılış destanı olan Enûma Eliş'te tanrıların en büyüğü ilan edilmiştir.
Lakabı “Büyük Efendi, dünyanın ve cennetin efendisi” idi. Gücünün, her zaman fakir insanlara yardım etme ve kötüleri cezalandırmada kullandığı bilgeliğinde saklı olduğuna inanılırdı.
Mardok olarak okunabilir.bereket tanrısdır ve sembolu mer-doğ (bağ belidir)ileriki tarihlerde bu mazda olarak değişecektir.Bu tanrıya inanalardan biride mardailar yani Mardinlilerdir (Merd-inliler). Daha sonra (r fonetiğinin düşmesi ile) Medlere dönüşmüş olma ihtimali vardır.

MUMMU
Mummu, tarih öncesi (primordiyal) tanrılardan Apsû (tatlı su) ve Tiamat'ın (tuzlu su) veziri. Teknik yeteneğin vücut bulmuş hâli yani cismani şekli olmasının yanı sıra antik Sümero-Babil zanaatkâr-tanrısıydı.
NABU
Nabu Babil hikmet-irfan ve yazı tanrısı. Babilliler tarafından, Marduk'un oğlu ve Ea'nın torunu olarak tapılırdı. Nabu'nun eşi Taşmetum'du.
Aslen, Nabu Amoritler tarafından Mezopotamya'ya getirilmiş bir batı Semitik tanrıydı.

NAMTAR
Namtar, Sümer, Asur ve Babil mitolojilerinde cehennemle ilgili bir tanrı bir tür iblis, ölüm tanrısı ve An, Ereşkigal ve Nergal'ın elçisidir. Hastalıklardan ve haşarettan onun sorumlu olduğuna inanılırdı, çünkü iblis biçiminde altmış hastalığa hükmettiği söylenirdi. Bu hastalıklardan korunmak için ona bazı adaklarda bulunulurdu. Asur ve Babillilerin bu inancı fethettikten sonra Sümerlerden aldıkları düşünülmektedir.

NINNSUN
Ninsun, Sümer mitolojisinde tanrıça. Ünlü kahraman Gılgamış'ın annesidir.
Gılgamış Destanı'nda Ninsun Uruk'ta kral olan oğluyla beraber yaşayan bir insan, kraliçe olarak geçer.

PAZUZU
Pazuzu, Sümer ve Akad miyolojilerinde, rüzgar cinlerinin kralı ve tanrı Hanbi'nin oğludur. Ayrıca, Sümerliler için güneybatı rüzgarını, fırtınaları taşımayı, temsil ederdi.
Mitoloji
Pazuzu genellikle bir erkeğin vücudu ve bir köpek veya aslanın kafasıyla tasvir edilmiştir. Ayak yerine pençeleri, bir çift kanadı ve bir akrebin kuyruğuna sahiptir. Ayrıca, sağ eli yukarı, sol eli ise aşağı doğru sarkar; ellerinin bu durumunun hayat ve ölüm veya yaratmak, yok etmek anlamlarına geldiği düşünülmüştür.
Pazuzu, kuru dönemlerde kıtlık ve kuraklık, yağmurlu dönemlerde ise çekirge getiren Güney-batı rüzgarının ciniydi. Doğum sırasında anne ve bebeğe zarar verdiğine inanılan kötü niyetli tanrıça Lamaştu'dan korunmak için Pazuzu muskaları takılırdı. Her ne kadar kötü bir ruh olsa da, Pazuzu'nun insanları salgınlara ve diğer şeytani ruhlara karşı koruduğuna inanılır.


Asur dönemi Pazuzu heykelciği
Popüler Kültürde
• The Exorcist (1973) filmi ve kitabında Pazuzu rahip Merrin'in daha önceden savaştığı ve Regan'ı ele geçiren cin olarak tasvir edilir.
• Hikayenin başlangıç kısmını anlatan bir devam filmi olan The Exorcist: The Beginning'de (2004) rahip Merrin'in 1949'da Doğu Afrika'da Pazuzu ile savaşması anlatılır.


RABISU
Rabisu ("serseri, avare"), Akad mitolojisinde vampirimsi bir ruh veya cin. İnanışa göre Rabisu karanlık köşelerde veya evlerin girişinde saklanır, insanlara saldırmak için pusuda bekler. Saf deniz tuzunun onları uzak tutacağına inanılırdı. Cehennemde, Anguiş Çölü'nde yaşadıklarına, buraya yeni gelen ruhlara saldırdıkları düşünülürdü.

RE$EF
Reşef, Mezopotamya mitolojisinde salgın ve savaş tanrısı. Ugarit mitoloji metinlerinde geçmese de Ugarit panteonunun önemli bir üyesiydi.
Reşef Babil ölüm tanrısı Nergal ile karıştırılır veya tanımlanırdı. Fenikeli kitabelerde rşp gn "Bahçenin Reşef'i" ve b`l chotz "Okun Tanrısı" olarak geçmektedir. Fenike-Hitit kitabelerinde "geyik tanrı" ve "ceylan tanrı" olarak da geçer.
18. Hanedan sırasında, Reşef Mısır'da da popülerleşmiş ve bir diğer Kalde/Mezopotamya kökenli tanrı olan Qeteş (cinsellik tanrıçası) ile bereket tanrısı Min'in babası olarak ele alınmıştır.
Reşef karakterinin Yunan Apollo ve Vedik Rudra ile ilişkili olduğu yönünde şüpheler vardır.
İsminin farklı yazılış ve biçimleri: Rahşaf, Rasap, Raşap, Resep, Reşep, Reşpu, Resheph.


SARPANIT
Sarpanit (Zarpanit, Zarpandit, Zerpanitum, Zerbanitu veya Zirbanit), Babil mitolojisindeki bir ana tanrıçadır. Baş tanrı Marduk'un eşidir. Ona Ay yükselişi ile tapılırdı. Ayrıca çoğunlukla hamile olarak betimlenmiştir. Gamsu, İştar ve/veya Beltis ile aynı olabilir.

SIRIS
Siris, Mezopotamya mitolojisinde biradan sorumlu tanrıça. Genellikle bir cin veya ruh olarak tasavvur edilse ve algılansa da, aslında tam olarak şeytani veya kötü değildir. Ayrıca bir kuş tanrıça olarak da tasvir edilmiştir.

SIDURI
Siduri, Gılgamış Destanı'ndaki bir karakter. Fermantasyon ile bağdaştırılmış bir tanrıçaydı. Gılgamış'ı ölümsüzlük arayışından caydırmaya çalışmıştır.


SIN
Nanna Sümer mitolojisindeki ay-tanrıdır. Kaderin tanrısı olarak da anılan Nanna, Enlil ve Ninlil'in oğludur. Nanna Sümerce "aydınlatıcı" mânâsına gelir. Kutsal şehri Ur'dur. Babil ve Asur'da ise bu tanrıya Sin denmiş, ve ona Harran'da da tapılmıştır. Kanatlı bir boğayı süren Sin'in lapis lazuliden bir bıyığı vardı.
Karısı Ningal olan Nanna/Sin, Utu (Shamash - Güneş) ve İnanna'nın (daha sonraları İştar) babasıdır. Bazı metinlere göre İşkur da onun çocuğudur.
Takvimin ve bereketin de tanrısı olan Sin'in sembolleri hilal, boğa ve üç ayaklı bir iskemledir. Babil ve Asur'un büyük şehirlerinde tapınakları bulunan Sin'in iki ana tapınağı vardır; güneyde Ur ve kuzeyde Harran. Ur'daki baş tapınağının adı E-gish-shir-gal = "Yüce Işığın Evi", Harran'daki tapınağının adı ise E-khul-khul = "Zevklerin Evi" idi.
Astral-teolojik sistemde 30 sayısı ile temsil edilirdi. Büyük bir ihtimalle 30 sayısı bir kameri aydaki ortalama gün sayısından (yaklaşık 29.53) türemiştir.
Sin (Nanna - Ay), Shamash (Utu - Güneş) ve İştar (İnanna - Dünya) ile birlikte Mezopotamya tanrılarının ikinci üçlüsünü oluştururlar.


TEMMUZ
Tammuz veya Tamuz Arapça تمّوز Tammūz; İbranice תַּמּוּז; Akadca Duʾzu, Dūzu; Sümerce Dumuzi bir Babil tanrısı.
Temmuz ayı ismini bu tanrıdan almıştır. Babil'de Temmuz ayı tanrı Tammuz'un onuruna kurulmuştur. Tammuz'un kökeni Sümer çoban-tanrı, Dumuzid veya Dumuzi'dir. Dumuzi İnanna'nın eşiyken, Akadlar'da İnanna'nın denki olan İştar'ın eşidir. Antik Suriye inancındaki Adonis, ki daha sonraları Yunan panteonuna da girmiştir, de buradan kök almıştır.


TIAMAT
Tiamat Babil ve Sümer mitolojilerindeki tarih öncesi çağlara ait bir canavar/tanrıça. Enûma Eliş yaratılış destanında önemli bir figürdür.


UTU
Utu, Sümer mitolojisinde güneş ve adaletin tanrısı. Nanna ile Ningal'ın çocuğudur. Her günün sonunda yeraltı dünyasına inerek, ölülerin kaderini belirler.
Sama olarak da bilinir


ZU
Zu (İran ve Sümer'de Anzu), Akad mitolojisindeki pek önemli olmayan bir tanrı. Tanrıça Siris'in oğludur. Zu ve Siris, ateş ve su soluyabilen dev kuşlar olarak görülmüştür. Buna rağmen, Zu aslan başlı bir kartal olarak da tasavvur edilmiştir.
Gök tanrısı Enlil'in hizmetkarı olduğuna inanılırdı. Efsaneye göre, her şeyin kaderini yönetebilmek için Kader Tabletleri'ni efendisinden çalar. Hikayenin bir başka şeklinde tanrılar Lugalbanda'yı tabletleri geri getirmesi için gönderir ve bu arada Lugalbanda Zu'yu öldürür. Bir başkasına göre ise, Ea ve Belet-İli Nünurta'yı tabletleri getirmek için görevlendirirler. Üçüncü bir anlatıma göre ise Zu'yu Marduk öldürmüştür.

KAYNAKCA tarih sumerlerde baslar mezopotamya mitolojisi kadin mitolojisi dunya mitoloji tarihi mitoloji sözlügü

MEZOPOTAMYA MİTOLOJİSİ



Mezopotamyanın dini inançları ve kültürü 4000 yıldan uzun bir süre boyunca bu coğrafyada devamlılık göstermiştir. Sahip olduğumuz arkeolojik ve edebi kaynakların büyük bir çoğunluğunu bu uzun zaman zarfından elde ederiz. Din ve mitoloji Mezopotamya’nın tarihi boyunca başarılı bir sentez oluşturmuşlardır. Mezopotamya mitolojisi üç ana döneme ayırılır: yazılı dönem öncesi; 2. Ur Hanedanlığı’ndan (3. bin yılın ortaları) eski Babil’in kuruluşuna kadar olan dönem (MÖ 19. yüzyıl) ve eski Babil döneminden 7. yüzyıl Asur-Babil Uygarlığı’nın sonuna kadar olan dönem.
Enlil ve Ninlil

Enlil ve Ninlil

Thorkild Jacobsen, eserlerinde Mezopotamya’da yaygın olan ve etkisi sürekli hissedilen dinsel kavramların varlığına değinir: dış dünyadaki tanrısal güçlerin farkındalığına dair bilgilerdir bunlar. Tanrısal inanışlar bölgeden bölgeye ve Mezopotamya’nın tarihsel süreçlerine göre çeşitlilik gösterir. Gerçekte güneydoğu bataklıklarının (Sümer bölgesi) tanrıları, bu bölgede egemenlik süren Akkadlar, Amoritler ve Asurlular gibi Sami halklarının inançlarından alınmıştır. Dumuzi-abzu bir Sümer bataklık tanrısıdır. Adının anlamı “ana rahmindeki yavrunun doğumunu çabuklaştıran”dır ve çoğunlukla bereketin simgesi olarak görülür. Kız kardeşi üzümün içindeki kudret Geştinanna ve karısı hurma depolarının koruyucusu, İanna’dır. Dumuzi, İanna ve Duttura da olarak bilinen Geştinanna; Dumuzi’nin annesi ve İanna’nın kız kardeşi, yer altı tanrıçası Ereşkigal birçok mitte ve mitolojik dramada da karşımıza çıkan karakterlerdir. Binlerce tanrıdan oluşan bir panteonun küçük bir parçasını oluşturmalarına rağmen, erken dönemin egemen inançlarını belirleyen bereketin ana sembolü olarak görülürler.

Dumuzi, (Sami karşılığı Tammuz) bir hurma ağacındaki bereketi simgeleyen bir mitin ve kültün merkezinde yer almaktadır. Dumuzi’nin İanna’yla evliliğinin cinsel ¤¤¤¤forları, karısının onun ölümüne yakarışı ve yaşadığı trajedi, kız kardeşi ve annesinin Dumuzi’yi ölüler ülkesinde arayışı mitin diğer bölümlerini oluşturur. Dumuzi miti, Mezopotamya dinsel inançlarını ve doğadaki güçlerin karşılığı olan tanrılar karşısındaki aciz insanoğlunun çaresizliğini vurgular.

Orta evrede, mitler bereket motifleri üzerinden devam eder ancak artık daha az belirleyicilikleri vardır. Bu dönemdeki mitler daha çok kökenleri, yöneticinin yetkisini vurgular ve tarihsel olarak Mezopotamya şehir devletlerindeki kolektif düzene koşut giderler. Bereketi sembolize eden cinselliğin yerini kozmik bir kavram, gücü ve şiddetiyle nehirleri yaratan fırtına alır. Fırtınanın kaynağı, rüzgarların efendisi, Enlil’den başkası değildir. Rüzgarlara hükmetme gücüyle, insan topluluğunun iyiliği adına yapılacak işleri yönetir. Panteondaki en yetkili kişi, şüphesiz gök tanrısı Anu’dur (ya da An). Anu’nun karısı yeryüzü tanrıçası Ki’dir ve onların birlikteliğinden ağaçlar, kamışlar ve diğer bitki türleri ortaya çıkmıştır. Anu, nehir sularının, yağmurun ve bataklıkların kutsiyetini içinde barındıran Enki’nin (sonradan Ea denecektir) babasıdır. Enki çoğunlukla Fırat (Euphrates) ve Dicle (Tigris) nehirleriyle özdeşleştirilir. Adının anlamı “toprağın efendisi”dir ve bu ismin içeriğinde toprağa bereketi taşıyan tatlı suyun gücü ve gerekliliği saklıdır. Çağrışımlarından dolayı isimlerin her ikisi de onlara şekli verebilen Enki’nin toprak ve suyla olan ilişkisiden türemiştir. Aynı durum Enki ve insan menisi arasındaki ilişkide de söz konusudur.

İanna (Sami dilinde İştar) inanışı da bu dönemde değişime uğrar. Hurma depolarının koruyucusu ve Dumuzi’nin eşi olma özelliğine bir de savaş tanrıçalığı eklenir. O yağmurdaki kudret, akşamla sabah yıldızı ve kutsal fahişedir.

Bu dönem boyunca tanrılar insanlarla ve diğer tanrılarla etkileşime girmelerini sağlayan çeşitli güçlere sahip olurlar. Evrensel düzenle ilgili mitler ve tanrılar bu kavramların bir parçası olarak karşımıza çıkarlar.

Geç Asur-Babil döneminde insanlığın yaratılışıyla ilgili konularda önemli değişimler göze çarpar. Enuma Eliş ve Gılgamış hakkındaki efsanelere dönem boyunca sık sık rastlarız. Enuma Eliş Efsanesi’nde tanrıların nasıl doğduğu ve tanrıların bu ilk birliğinden insanın nasıl yaratıldığı dile getirilir. Hikayemizin ana kahramanı ise Marduk’tur.

TANRILARIN YARATILIŞI

Tanrıların doğuşu yeraltındaki taze suların kaynağı Apsu’yla, denizdeki tuzlu su Tiamat’ın bir araya karışmalarıyla olur. Bu sulardan Lahmu ve Lahumu ortaya çıkar. İkisi göklerin tanrısı Anu’yu doğuracak olan Anşar ve Kişar’a hayat vereceklerdir. Anu kendi görüntüsünden toprak tanrısı Nudimmud’u (ya da Ea) yaratır. Tiamat ve Apsu ise dinlenmeye çekilmişlerdir. Bu sırada kendi yaratımları olan çocuklarının cennete yaptığı hareketlerin meydana getirdiği sesler Apsu’yu fena halde rahatsız eder. Tiamat, evlatlarını derhal yanına alarak Apsu’nun öfkesini yatıştırmaya çalışır. Apsu sakin olmaya ikna edilir, ta ki hizmetkarı Mummu, gürültü çıkarmakta direten çocuklarını kovalamaya başlayana dek. Muhtemel bir saldırıya karşı Ea, uykudaki Apsu’ya bir büyü yapar ve tanrı oracıkta ölür. Ea Apsu’nun mezarı üzerinde bir saray inşa eder ve burada karısı Damkina ile oturur. İlk oğulları Marduk’u burada doğururlar.

Hikayenin daha sonraki bölümlerinde daha genç tanrıların Apsu’nun ölümü için intikam almaları konusuna değinilir. Bu işin başına Kingu’yu, Tiamat’ın ikinci kocasını getirirler. Genç tanrıların bir kısmı ise Tiamat ve Kingu’nun ordularına karşı durabilmek için Marduk’u liderleri yaparlar. Marduk’la karşı karşıya gelen Kingu korkar, ancak Tiamat yüreklidir, böylelikle savaş Tiamat ve Marduk arasında devam eder. Marduk Tiamat’ı öldürür. Bedenini iki parçaya ayırır. Parçaların biri cenneti, diğeriyse yeryüzünü meydana getirir. Ardından Marduk kainatın diğer kısımlarını yaratır ve onu yönetmeleri için tanrıları görevlendirir.

Bu yeni mitte evrene yeni bir temel verilir; kainat kendilerinden büyükleri öldüren genç tanrılar tarafından meydana getirilmiştir. Esasında bu mit trajedik bir fikrin ve çaresiz kalınışın öyküsüdür: yeni dünya akrabalık sistemine göre ölmüş üyelerden yaratılacaktır

Hiç yorum yok:

  © Blogger template 'Minimalist H' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP