kürd tarihcileri ve eserleri

Tarih bilimine dair söylenebilecek en önemli şey objektif olmadığıdır. Yani tarih yoruma açıktır. Bu sebeple egemenler tarihi kendi çıkarları doğrultusunda yorumlarlar her zaman. Halbuki tarih bilimi her zaman yalanı açığa vurur. Çünkü tarih içerisinde olaylar birbirine bağlı ve iç içe gelişir. Olaylar dizgesinin içine iliştirilen küçük bir yalan çok geçmeden açığa çıkar.
Bireylerin etkisini hiçe saymamak gerekir ama bu durum bir bütünüyle tarihin ezenler ile ezilenler arasında süregelen mücadelenin ürünü olduğunun reddi anlamına gelmez. Ezenler kendi doğrularını yalanlarıyla kanıtlamaya çalışırken ilericilerin rolü bu yalanları onların suratına çarpmak ve toplumu aydınlatmak olmalıdır.

Üzerinde yaşadığımız coğrafyada bu türden çarpıtmalara sayısız örnek bulabiliriz. Kendisini inkar ve imha politikasıyla var etmeye çalışan devlet emek cephesinden Kürt halkına, Alevilerden kadınlara kadar tüm ezilen kitlelerin mücadelesini ört-bas etmeye çalışmaktadır. Örneğin; kadının seçme ve seçilme hakkını elde etmesi sanki M. Kemal’in bir lütfüymüş gibi yansıtılır. Oysa ki o dönemde Kadınlar Birliği adlı örgüt bu kazanım için çok önemli bir mücadele yürütmüştür. Yada Alevi köylere zorla cami yaptırılırken Kemalizm Alevilere hep bir kurtuluş adresi olarak gösterilmiştir.

Bu inkar ve imha sürecini en dramatik biçimde Kürt halkı yaşadı. T.C. sınırları içersinde bir azınlık kadar hakları olmayan ama büyük bir nüfus olan Kürt halkı her türlü katliama maruz kalmış. Fakat yine de yok edilememiştir. İşte bu seferde egemenler yeni yeni kılıf arayışlarına girmiş Kürt halkını Türk soyunun bir parçası yapmak için ipe sapa gelmez ‘bilimsel tezler’ ortaya koymuştur. Karda yürüyen ayak seslerinden bir halk yaratmak bir yana Kürtlerin kökenlerinin dayandığı Sümer ve Med uygarlıkları zoraki Türk soyu ilan edilmiştir.

Kürt halkının bu tarz dünyayı Türk ilan eden uydurma tezlerle herhangi bir alakası olmadığını yazanlar devlet tarafından cezalandırılmıştır. Bir milletin geçmişini araştırmak bilimsel bir mesele iken konu Kürt halkı olduğunda politik bir mesele haline dönüşüyor. Hatta bu araştırma işi devrimci bir eylemdir. Bu sebeple devrimcilerin, özellikle Kürt ulusal sorunu üzerinden mücadele yürüten devrimcilerin bu tarihsel araştırmaya dahil olmaları ve bunu kardeşleşmeyi sağlamak için Türk halkıyla, ulusal bilinci yaratmak ve korumak için Kürt halkıyla paylaşmaları şarttır.
Kürt tarihi üzerine bilgi edinmek ve bunu yaymak faşizme vurulacak derin bir darbedir. Ancak genelde kaynakların hep kısıtlı ve ulaşılmaz olduğuna dair bir yanılgı var. Belki de öncelikle bu dubarı aşmak bir adres gösterebilmek, yönlendirici olmak daha acil bir görev. Bu eksikliği doldurmak, bu yanılgıyı ortadan kaldırmak için ilk elden ulaşılması gereken bir kaynakça sunacağım. Daha derinlikli bir araştırma yapmak isteyen bu kısa kaynakça üzerinden hareket edebilirler.

Birincisi batılı gezginlerin ve araştırmacıların gözünden Kürtler diyebiliriz. Fransız, İngiliz ve Alman kaynaklarında, müzelerinde Kürtlere dair birçok tarihi eser, kitap veya metin bulunmaktadır. Özellikle Fransız yazar Roger Lescot‘un Bedirxan ailesi ile beraber yaptığı Kürtçe Gramer incelemeleri önemli bir eser. İngiliz diplomatların Şeyh Mahmut Berzenci, Mustafa Barzani ve KDP ile yaptığı yazışmalarda önemli belgelerdir. Fakat batılı gezginlerin (Dr. Felix Ritter, M. Gorzani, Braunschweig Band) seyahatnamelerinde daha ayrıntılı bilgiler edinebiliriz. Bu seyahatnamelerde daha çok Kürt kültürü ve yaşam biçimi üzerine veriler bulunmaktadır.
Batılı tarihçilerin hakkını vermek gerekse de Kürt tarihi üzerine yapılmış araştırmalara en çok imkanı Sovyetler Birliği sağlamıştır. Erivan ve Moskova’daki Doğu Araştırma Enstitüleri’nde çok az Rus asıllı Sovyet vatandaşı bilim insanı çalışmış olsa da Kürt tarihçilerle beraber çok önemli eserler ortaya konmuş, Kürt siyasal tarihi aydınlatılmıştır.

Son olarak Kürt aydınların kaleminden çıkan kaynaklara daha ayrıntılı bakacak, okunması gereken kitapları isim ve yazarlarıyla vereceğiz. Fakat buradan da üç hattan gitmek faydalı olacaktır. Birinci olarak 19. yy.a kadar olan dönemde, ikinci olarak 19. yy.da ve 20. yy.ın başlarında , en son ise bugüne kadar olan dönemde var olan önemli Kürt tarihçilerin ve eserlerinin kısa bir değerlendirmesini yapıp isimlerini vereceğiz.

Yaşadığı coğrafyanın zor koşullarından ve de sürekli savaşlardan kaynaklı Kürt halkı hep göçebe, yarı-göçebe yaşamışlardır. Göçebe yaşantılarından dolayı yazılı tarihe geçiş Kürtlerde İslamiyet’e geçişle başlar. Bu dönemin önemli bir tarihçisi İbn Halakan’dır. 1211 yılında Erbil’de dünyaya gelen Halakan Selahaddin Eyyubi Yönetiminde bulunan Halep’te ve Kahire’de eğitim görür. İbn Halakan 20 yıllık bir uğraş sonucu “Büyüklerin Ölümü ve Zamanın İnsan Haberleri” adlı eseri yazar. Kürt tarihine ışık tutan en değerli eserlerden biri Şerefhan Bitlisi’nin yazdığı Şerefname’dir. 1543 senesinde dünyaya gelen Şerefhan bu eseri 16. yy. sonlarında bu eseri bitirmiştir. Şerefname’de hem Kürt büyüklerinin yaşantısından, Kürdistan tarihinden bahsedilir hem de Osmanlı ve Safevi devleti anlatılır. Şerefhan Bitlisi hem Arapça’ya hem de Farsça’ya hakim olduğu için eserinin dili etkilidir. Öyle ki Doğu üzerine araştırma yürüten her bilim insanı bu eserden övgü ile bahseder. Şerefname’den etkilenen bir diğer tarihçi Molla Mahmud Beyazıdi’dir. Beyazıdi daha çok Kürt kültür ve adetleri üzerine yazmıştır.

19. yy.ın sonlarına geldiğimizde M. Emin Zeki’yi görmekteyiz. 1880’de Süleymaniye’de doğan Emin Zeki uzun süre Osmanlı ordusunda görev yapmıştır. Askeri yazıları da vardır. Bir çok yapıtı olsa da öne çıkanı “Kürt ve Kürdistan Tarihinin Özeti” adlı kitabıdır. O dönemde Kürt dili ve edebiyatı üzerine en değerli araştırmalar Celadet Ali Bedirhan’a aittir. Bedirhan ailesi Kürt dilinin Latin alfabesine uyarlanması için çok çaba harcamıştır. 17 kitabıyla Kürt tarihine büyük katkı sunan Hüseyin Hüzni Mukriyani de aynı dönemde yaşamış ve 1947 senesinde Bağdat’ta vefat etti.
1950’li yıllarından itibaren yürütülen çalışmalara baktığımızda karşımıza saygı bir tarihçi olan Dr. Abdurrahman Kasımlo çıkıyor. “Kürdistan ve Kürtler” kitabında Kürt ulusunu, Kürdistan ekonomisini ve ulusların kendi kaderini tayin hakkını inceleyen Kasımlo’nun bu kitabı ilk Çekoslovakya’da basılmış ve birçok dile çevrilmiştir. Mehabbat devriminin önderi Kadı Muhammed’in akrabası olan Rahmi Kadı ise İran Kürdistanı’nı incelemektedir. Dr. Muhsin Muhammed’in Eyyubi devleti ve Selahaddin Eyyubi üzerine incelemeleri bulunmaktadır. Kürt siyaset tarihine Sovyetler Birliği Doğu Araştırmaları Enstitüsündeki çalışmaları sonucu ışık tutan Dr. Celile Celil de bu dönemde yaşamıştır. “19. ve 20. Yüzyılda Kürt Siyaset Tarihi ve Rusya Osmanlı Savaşlarında Kürtler” adlı kitapları okunması gereken kitaplarıdır. Diğer önemli Sovyet Kürtleri de Kurdoyev ve Erebe Şemo’dur. Son olarak da Güneyli bir Kürt araştırmacısı olan Dr. Kemal Mahzar Ahmed’i eklemek gerekir. Türkiye Kürdistanı’nda Kürt tarihi, kültürü ve siyaseti üzerine araştırma yürüten bazı yazarları da eklemek gerekir. Bunlar; Faik Bulut, İsmail Beşikçi, Kemal Burkay, gibi yazarlardır.

Umarım bu kaynaklar bir çok kişiye faydalı olur ve yön gösterir. Kürt tarihinin sanıldığı gibi sığ olmadığını, yüzyıllardır süren baskıcı rejimlerin altında Kürtleri tarihlerini nasıl da koruduklarını herkese anlatmak gerekir. Tekrara etmiş olsam da önemli olduğu için yineliyorum. Kürt ulusal sorununun çözümü için mücadele eden devrimcilerin Kürt halkının tarihini bilmeleri gerekir. Çünkü ancak o zaman ne için mücadele ettiklerini algılayabilir, halkla bütünleşebilir ve kendilerine doğru bir hat çizebilirler.

Hiç yorum yok:

  © Blogger template 'Minimalist H' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP